Türk Toplumunda Annenin Rolü ve Değeri: Sevgisi, Baskıları ve Çelişkileri
Türk toplumunda annenin rolü ne kadar kutsalsa, o kadar da sorunlu bir kavram. Herkesin saygı duyduğu, minnet duyduğu bir figürdür o. Herkesin gönlünde taht kurar, evin direğidir. Ama bir de annenin bu yüceltilmiş rolünün ardındaki gerçekler var. Gözümü açıp büyüdükçe, Türk toplumunda annenin rolü ve değeri üzerine daha fazla düşündüm. Hadi gelin, birlikte tartışalım; bu ‘mükemmel’ anne figürünün, gerçekten ne kadar mükemmel olduğuna ve onu oluşturan toplumsal baskılara ne kadar dayandığına bakalım.
Annenin Rolü: Kutsal mı, Baskı mı?
Türk toplumunda anne, genellikle fedakârlık ve özveriyle özdeşleştirilir. Bu, o kadar içselleşmiş bir düşünce ki, annenin sevgi dolu olmasının yanı sıra, sürekli olarak kendini feda etmesi beklenir. Her şeyin odağında, çocuğunun mutluluğu olmalıdır. Bir anne, iş yerinde bile olsa, evde de her zaman aileyi bir arada tutan, tüm ihtiyaçları karşılayan kişi olmak zorundadır.
Bunu doğru bir şekilde yapan anne, takdir edilir. Ama burada asıl sorun şu: Toplum, annenin rolünü sadece ‘annelik’ üzerine kurar, ama bu rol, çoğu zaman kadının kimliğini sadece bir aile figürüne indirger. Bunu eleştirdiğimde, “Ama anne, kadın olmanın en yüksek formudur,” gibi klişelere karşılaşıyorum. Benim için mesele şu: Peki ya anne olmak zorunda olmayan, sadece kadın olmayı isteyen bir kadın? O kadına neler oluyor?
Annenin Değeri: Ne Zaman Hızla Kayboluyor?
Annenin toplumdaki değeri, ona yüklenen rolün ağırlığıyla orantılıdır. Şöyle düşünün; bir anne, evdeki tüm işleri yaparken, dışarıda da çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmekle yükümlü sayılır. Ama bu yüklerin altındaki gerçek değer, neredeyse görünmez hale gelir. O kadının kariyeri, kişisel hayatı, hobileri ya da hayalleri genellikle göz ardı edilir. Annenin değeri, çoğu zaman ‘çocukların iyi yetişmesi’ ile ölçülür.
Evet, Türk toplumunda annenin değeri yüksek; ama bunun koşulu ne? Bazen, bir kadın olarak başarısız olduğunda ya da “sadece annelikle yetinmiyorum” dediğinde, bu kez ‘toplum’ ona bakışını değiştirir. “Annenin görevleri bellidir” diyen bir toplumda, kadının kendi kimliğini bulması zorlaşır. Sonuçta, ona yüklenen ‘yüce anne’ rolü de baskıdan başka bir şey olamaz. Çocuk büyütmek dışında başka bir yaşam biçimi arayan kadınlar, bir şekilde dışlanır. Bununla ilgili bir eleştirim var: Neden sadece kadınların yaşamı, toplumun belirlediği anne figürüyle sınırlanmalı?
Annenin Güçlü Yönleri: Toplumun Temeli
Şimdi de annenin gerçekten güçlü yönlerinden bahsedelim. Bir anne, duygusal zekâsıyla hem evin hem de toplumun en sağlam direğidir. Çocuklarına ve eşine gösterdiği özen, bu toplumun en güzel yanlarını oluşturur. Türk toplumunda anneler, genellikle evin gizli liderleridir. Aile içindeki sorunları, en ince noktalara kadar çözme yetenekleri ile takdir edilirler. Sosyal medya influencer’larının “Mükemmel anne” paylaşımları ne kadar sık olsa da, gerçekte bu rollerin arkasındaki gerçek annelik, her anında fedakârlık gerektiren, yorucu ve bazen de karanlık bir süreçtir.
Türk toplumu, annenin evin temeli olduğunu kabul eder. Ama bu gücü ne kadar destekleriz? Ne zaman bir anne, kendi çıkarlarını savunsa, ya da kendini bir şekilde farklı ifade etse, toplum ne kadar destekler? Annenin güçlülüğü yalnızca toplumun kalıplarına uyan davranışlarla ölçülürse, gerçek güç hep eksik kalır.
Annenin Zayıf Yönleri: Toplumsal Roller ve Çatışmalar
Toplumun kadına biçtiği bu ‘anne’ rolü her ne kadar ona yüksek bir değer atfetmiş olsa da, aynı zamanda kadının özgürlüğünü ve kimliğini engellemektedir. Anneler, toplumsal normlar nedeniyle çoğu zaman hayallerini bir kenara bırakmak zorunda kalır. Aile içindeki denetim ve sorumluluklar, annenin ‘kendisi’ olmasını zorlaştırır. Annenin toplumdaki değeri ve toplumun ona biçtiği rol arasında derin bir çelişki vardır. Bu çelişki de zamanla annenin hem fiziksel hem duygusal olarak tükenmesine yol açar.
Annelerin, evde her şeyin en mükemmel şekilde yapılması gerektiğine dair hissettikleri baskı, çoğu zaman onların ruhsal sağlığını bozar. Üstelik, bu baskı sadece annenin kendisine değil, toplumun her bir bireyine yansır. Çocuklar, annelerinin mükemmel olmasını beklerken, belki de kendilerinin de birer birey olabileceklerini düşünmezler. “Çok annesiniz” temalı paylaşımlar, gerçekte bu mükemmel anne rolünün arkasındaki çıkmazı gözler önüne serer.
Sonuç: Annenin Gerçek Yeri Nerede?
Türk toplumunda annenin rolü ve değeri, sürekli olarak sevgiyle ve saygıyla anılsa da, bir o kadar da sosyal baskılarla şekillenen, zaman zaman ruhsal olarak yıkıcı hale gelebilen bir olgudur. Annenin rolünü kutsamak güzel, ama onu sadece annelikle tanımlamak ve sınırlamak bir hata değil midir? Kadın, anne olmanın dışında da bir insandır. Belki de toplumumuzun gerçek ihtiyacı, anneleri sadece evin lideri değil, aynı zamanda kendi hayalleri, kimlikleri ve tutkuları olan bireyler olarak görmektir.
Gelin, biraz düşünelim. Türk toplumunda annenin gerçek rolü nedir? Sadece bir çocuk yetiştiricisi mi, yoksa hayatta kendi kimliğini de bulabilen, kendi arzularını ve sınırlarını çizebilen bir birey mi? Bu soruları kendinize sormadan, annenin toplumsal rolüne dair herhangi bir değerlendirme yapmak mümkün mü?